Kübizm, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bir sanat akımıdır ve nesneleri birden çok bakış açısıyla aynı anda temsil etmeye odaklanır.
Kübist sanatçılar, bir konuyu tek bir açıdan göstermek yerine, geometrik düzlemler halinde parçalara ayırır, yapılarını analiz eder ve dinamik kompozisyonlar halinde yeniden birleştirir.
Tate Müzesi tanımına göre, Kübizm “formu soyutlar, nesneleri birden çok perspektife böler ve geometrik basitleştirme yoluyla yeniden oluşturur.”
Bu yaklaşım, perspektif, derinlik ve realizm gibi geleneksel kurallara meydan okudu ve bunların yerine yapı ve kavramsal yorum temelli yeni bir görsel dil getirdi.

Pablo Picasso, Les Demoiselles d'Avignon, 1907
Kübizm, 1907–1908 civarında Pablo Picasso ve Georges Braque’ın öncü çalışmalarıyla ortaya çıktı.
Picasso’nun Les Demoiselles d’Avignon adlı eseri klasik biçimden erken bir kopuşu işaret ederken, Braque’in geometri ve perspektifle yaptığı deneyler Kübizmi tutarlı bir hareket hâline getirdi.
Sanatçılar öylesine yakın çalıştılar ki eleştirmenler ortaklıklarını “iplerle bağlı iki dağcı” olarak tanımladı.
Ortak amaçları: geleneksel temsili parçalamak ve gerçekliği form üzerinden yeniden inşa etmek.

Georges Braque, Houses at L’Estaque, 1908 (tuval üzerine yağlıboya)
Kübizm, gerçekliğin tek bir bakış açısıyla deneyimlenmediğini savunur.
Biz hareket ederiz, bakış açımız değişir; nesneleri sayısız açıdan görürüz. Geleneksel sanat ise vizyonu tek, durağan bir an olarak dondurur. Kübizm bu sınırlamayı reddeder.
Kübist düşünceye göre:
Kübizm önerir: “Gerçeklik parçalanabilir, yeniden tasarlanabilir ve yeniden inşa edilebilir.”strong>

Juan Gris - Still Life - Minneapolis Institute of Arts
Analitik Kübizm, nesneleri küçük fasetlere böler, adeta onları bir prizma aracılığıyla inceliyormuşsunuz gibi bir etki yaratır.
Sentetik Kübizm, kolajı bir ince sanat tekniği olarak başlattı ve nesnenin analizinden ziyade yeni bir gerçeklik inşa etmeyi amaçladı.
Alexander Archipenko, Jacques Lipchitz ve Henri Laurens gibi heykeltıraşlar, Kübist mantığı üç boyutlu forma taşıdı.
Kübist heykel: boşluğu aktif bir öğe olarak kullanır, hacimleri açar ve formları kesip yeniden birleştirir.

Alexander Archipenko, La Vie Familiale, 1912
Kübizm, 20. yüzyıl modernizminin katalizörü olarak kabul edilir.
Hiçbir modern sanat hareketi, Kübizmin temel değişiminden bağımsız gelişmemiştir.
Kübizm, sanatçılara yeni bir özgürlük kazandırdı: gerçekliği görünüşe değil düşünceye göre yeniden inşa etme özgürlüğü.
Çok katmanlı dijital algının hâkim olduğu bir dünyada, Kübizm’in parçalanmış vizyonu bugün de güncelliğini koruyor.
Kübizm, yalnızca bir sanat hareketi değil; algıda devrimdir.
Gerçekliği parçalayarak ve entelektüel bir hassasiyetle yeniden inşa ederek, hem resim ve heykeli hem de modern yaratıcılığın temellerini dönüştürdü.
Kübizm sadece sanatı yeniden şekillendirmedi.
Görme biçimimizi de yeniden şekillendirdi.